30 Kas 2012

4- Ah! Belinda

"Ah! Belinda !"




-Mış gibi bir hayat ne zordur bilir misin Sevgili Bayan?


-Mış gibi yapmak üzerine çok şey söylendi, yazıldı, çizildi.


Hepsinde de, yaşamına hiç kafa yorma-mış, düzenin akışına kapılıp git-miş, sunulan kuralları  kanıksa-mış insanlar konu edildi.


Günün birinde bir kurtarıcının gelip, gözlerdeki perdeyi kaldırarak onları gerçekliğe kavuşturması, yeşil kırlar ve kızgın kumlarda elele koşarak sanki Amerika'yı yeniden keşfediyorlar-mış gibi bir haz yaşatması, sonra da koro halinde "yaşasın özgür düşünüyoruz, özgür yaşıyoruz" şarkıları söylemeleri anlatıldı.


La la la !  Kasvetli  -mış gibi hayatlarından kurtulup Teletubbie'lerin  yaşadığından farksız, naif bir mutluy-muş yaşamına yatay geçiş. Ama anlatmak istediğim olay bu değil.


Düzenin farkında olup da direnen, -mış gibi yaşamayı bir türlü içine sindiremeyen, karşı koymak adına harcadığı çabanın enerjisiyle atom çekirdeğini bile parçalayabilecek insanlar da var.

 
Az insan başarıyor bunu, fakat onlar içlerinde özgürleştikleri ölçüde toplumdan dışlanıyorlar. Bu bir süreç olduğu için yarı yolda pek çok şeye -canlarını çok acıtsa da- yavaştan alışmaya başlıyorlar. İmrendiğim bir iç güçleri var onların ama  ne yazık ki benim anlatmak istediğim o da değil Sevgili Bayan!

Ben bütün   -Mış'ları  bilinçli olarak yapmak zorunda kalan insanlardan bahsediyorum.


Onlar, ne kolayca adapte olanlar, ne de direnişlerinde başarılı olanlar gibi değiller. Onlar "bilinçli başarısızlar", dayanamayanlar, yarı yolda boyun eğenler,  uydurul-muş kurallara uymak zorunda kalanlar, onların -mış gibi hayatları.


Sahi sen hiç bilinçli  -Mış gibi yaptın mı Sevgili Bayan? Sev-miş gibi, eğlen-miş gibi, hiç acıma-mış gibi ya da çok üzülüyor-muş gibi?


Dışarıdan bakanlar “yalancılık bu” derler “sahtekarlık!”



Onlara göre herşey göründüğü gibi olmalı ya da olduğu gibi görünmeli. Dışarının gülleri; kendi dikenlerine bakmadan başkalarının kokusunu kötülemeye bayılırlar. İç yüzlerini bilmesen sanırsın hepsi birer Mevlana!

Oysa  ikiyüzlülükle suçlayanlar eğilip kafesin içine baksalar görecekler kuşun çaresizliğini.
 Çok denemiştir önceden kafesinden kaçmayı, hatta kapağı açık iken bile istemiştir dışarı çıkmayı ama ayağı hep kıldan ince bir iple bağlıdır. Transparan ipleri dikkatsiz gözler seçemez.


Uçamaz, kurtulamaz o kafesten; uçuyor-muş gibi kanat çırpar sadece, mavi gök saydığı yerde. O tünekten bu tüneğe atlar geziyor-muş gibi yaptığı dünyasında.


Avunmaktır, katlanmaktır, yüreği ölürken yaşar-mış gibi devam etmektir. Mutluy-muş gibi gülümsemeye zorlanmaktır. Dönüp de bakmayacağı şeylerle, insanlarla ilgileniyor-muş gibi yapmaktır.


İşte bundan bahsediyordum sana.


-Mış gibi bir hayat ne zordur bilir misin Sevgili Bayan?




 

Hiç yorum yok: